Yaratıcılık, sandığınız şey olmayabilir
Türkiye'de bir çocuğa "yaratıcı" dendiğinde akla gelen tablo hemen hemen sabittir: iyi resim yapar, güzel hikâye anlatır, elinden iş çıkar. Bu tablo yanlış değil, ama fena hâlde dar. Çünkü sanatsal üretim yaratıcılığın bir çıktısıdır, kendisi değil. Hiç resim yapmayan, hiç hikâye yazmayan bir çocuk da son derece yaratıcı düşünüyor olabilir.
Alandaki temel ayrımı Françoys Gagné'nin geliştirdiği model çok net koyar. Bu modele göre doğal yetenekler ile geliştirilmiş yetkinlikler farklı şeylerdir. Model dört doğal yetenek alanı tanımlar: zihinsel, yaratıcı, sosyoduygusal ve duyusal-motor. Dikkat edin, yaratıcılık burada zihinsel yeteneğin bir alt başlığı değil, onun yanında duran ayrı bir alan. Yani bir çocuk zihinsel alanda çok güçlü olup yaratıcı alanda ortalama olabilir, ya da tam tersi.
Bu ayrımın ailelere bakan yüzü şu: çocuğunuzun zekâ testi sonucu, yaratıcılığı hakkında size çok az şey söyler. NAGC'nin değerlendirme rehberi bunu doğrudan bir kapsam sınırı olarak yazar: testler yalnızca entelektüel alanları ele alır, yaratıcı ve liderlik yeteneklerini etkili biçimde tanılayamaz. Üstün yeteneğin geniş tanımı entelektüel, yaratıcı, sanatsal, liderlik ve akademik alanları kapsadığı hâlde, elimizdeki en yaygın araç bunlardan yalnızca birini ölçüyor.
Iraksak düşünme: tek doğru cevabın olmadığı yer
Yaratıcılığın ölçülebilen çekirdeğine ıraksak düşünme (divergent thinking) deniyor. Adı kulağa teknik geliyor ama fikir çok sade. Okulun büyük bölümü yakınsak düşünme üzerine kuruludur: bir soru vardır, bir doğru cevabı vardır, çocuk oraya yaklaşır. Iraksak düşünme ters yönde çalışır: bir başlangıç noktası vardır ve zihin oradan dışarı doğru açılır, çoğalır, dallanır.
E. Paul Torrance 1960'larda bu açılmayı ölçmek için bir dizi test geliştirdi. Bugün TTCT olarak bilinen bu testler, bir çocuğun kaç fikir ürettiğini değil sadece, o fikirlerin nasıl bir zihinden çıktığını da görmeye çalışır. Ölçülen boyutlar şunlar:
- Akıcılık (fluency): Ne kadar çok fikir üretiliyor. Miktar, çünkü yaratıcı süreçte nicelik niteliğin habercisi olabiliyor.
- Esneklik (flexibility): Fikirler kaç farklı kategoriye dağılıyor. Bir tuğlanın on farklı kullanımını sayan çocuk, hepsi "inşaat" kategorisindeyse akıcı ama esnek değildir.
- Orijinallik: Fikirler istatistiksel olarak ne kadar seyrek. Yani akranlarının aklına gelmeyeni bulabiliyor mu.
- Elaborasyon: Fikir ne kadar ayrıntılandırılıyor, süsleniyor, geliştiriliyor.
- Erken kapanmaya direnç: Zihin ilk makul cevabı bulunca duruyor mu, yoksa açık kalabiliyor mu. Bu boyut bence en az anlaşılanı ve en değerlisi.
Şekilsel formda bunlara "başlıkların soyutluğu" ve mizah, hikâye anlatımı, sınır aşma gibi 13 ayrı yaratıcı güç göstergesi de ekleniyor. Yani puanlama, "güzel çizmiş" değerlendirmesiyle hiç ilgilenmiyor. Çocuğun estetik becerisini değil, zihninin hareket biçimini okuyor.
TTCT'nin iki formu ve neden ikisi birden gerekir
Testin şekilsel ve sözel olmak üzere iki formu var ve aralarındaki ilişki şaşırtıcı derecede zayıf: korelasyon 0,06 düzeyinde. Bu neredeyse "hiç ilişki yok" demek. Yani şekilsel formda parlayan bir çocuk sözel formda ortalama çıkabilir. İkisi farklı yaratıcı yetenekleri ölçüyor, bu yüzden kapsamlı bir değerlendirmede ikisinin de uygulanması gerekiyor. Eğitimli puanlayıcılar arasındaki uyum %90'ın üzerinde, yani sonuç puanlayıcının keyfine kalmış bir şey değil. Alanda 35 dilde 2.000'den fazla çalışma birikmiş durumda ve test ABD'de 31 eyalette üstün yetenek tanılamasında kullanılıyor.
| Özellik | Şekilsel form | Sözel form |
|---|---|---|
| Etkinlik sayısı | 3 | 6 |
| Süre | 30 dakika | 45 dakika |
| Ölçülen boyutlar | Akıcılık, orijinallik, elaborasyon, başlıkların soyutluğu, erken kapanmaya direnç | Akıcılık, esneklik, orijinallik |
| Ek göstergeler | 13 yaratıcı güç (mizah, hikâye anlatımı, sınır aşma vb.) | Yok |
| Diğer formla ilişkisi | r = 0,06 (pratikte bağımsız) | |
50 yıllık takip: test ne söyler, ne söylemez
Torrance testlerinin en değerli tarafı, onlarca yıldır aynı insanların takip edilmiş olması. Bu tür boylamsal veri psikolojide nadirdir ve bize dürüst bir tablo verir.
22 yıllık takipte test puanları ile yaratıcı başarılar arasındaki korelasyonlar 0,38 ile 0,58 aralığında bulunmuş. 40 yıllık takipte test, yaratıcı üretkenlikteki değişimin yaklaşık %23'üne katkı sağlamış. Bu rakamlar orta düzeyde bir yordama gücüne işaret ediyor. Yani hafife alınacak bir şey değil, ama bir kader tablosu da değil. Değişimin dörtte üçü hâlâ başka yerlerde.
50 yıllık takip çalışması ise bence tüm literatürün en öğretici bulgusunu veriyor. Test puanları kişisel yaratıcı başarıyla orta düzeyde ilişkiliyken, kamusal yaratıcı başarıyla ilişkili çıkmamış. Yani testte yüksek puan alan çocuk, hayatında yaratıcı işler üreten bir yetişkin olma eğiliminde. Ama dünyanın tanıdığı, ödül alan, iz bırakan bir yaratıcı olacağını test söylemiyor. Aynı çalışmada dikkat çekici bir ayrıntı daha var: zekâ ile yaratıcılığın etkileşimi kamusal başarıyla anlamlı biçimde ilişkili çıkmış. İkisi tek başına değil, birlikte.
Bunun anlamı açık: TTCT yaratıcı potansiyeli ölçüyor, fiili yaratıcı üretkenliği değil. Üretkenlik ayrıca motivasyon, fırsat ve alan bilgisi gerektiriyor. Potansiyel bir tohum, üretkenlik ise hasat. Arada bir toprak, bir mevsim ve epeyce emek var.
Bir yaratıcılık testi puanı ne değildir
Düşük puan "çocuğum yaratıcı değil" demek değildir. Yüksek puan da bir garanti belgesi değildir. Bu testler tek bir günün, tek bir formatın, tek bir zaman diliminin fotoğrafıdır. NAGC üstün yeteneği statik değil dinamik kabul eder ve tek ölçüm anı yerine zaman içinde tekrarlanan değerlendirme önerir. Hiçbir tek test, tek başına bir tanılamayı belirlememelidir. Bir çocuğu bir puanla tanımlamak, bir romanı tek cümlesiyle tanımlamaya benzer.
Peki sadece çok çalışsa olmaz mı?
Yıllardır dolaşan bir inanç var: yeterince pratik yaparsanız her şeyi öğrenebilirsiniz, uzmanlık büyük ölçüde harcanan saatin ürünüdür. Bu iddia yaratıcılık için de sık kullanılıyor.
Macnamara, Hambrick ve Oswald'ın 2014 tarihli meta-analizi bu tabloyu ciddi biçimde sınırlandırdı. Kasıtlı pratik, performans farklılıklarının oyunlarda %26'sını, müzikte %21'ini, sporda %18'ini, eğitimde %4'ünü ve mesleklerde %1'den azını açıklıyordu. Yani pratik önemli, ama iddia edildiği kadar değil. Özellikle eğitim ve meslek gibi karmaşık alanlarda pratiğin payı şaşırtıcı derecede küçük.
Bu bulgu, Gagné'nin çerçevesiyle güzelce örtüşüyor. O modele göre doğal yetenekler öğrenme, eğitim ve pratik olmadan asla yetkinliğe dönüşmez. Ama dönüşümü yöneten başka faktörler de var. Kişiiçi katalizörler: sağlık, motivasyon, öz-yönetim, kişilik, benlik saygısı. Çevresel katalizörler: aile ve kültürel ortam, öğretmen ve mentorlar, programlar, önemli yaşam olayları. Bir de şans faktörü var, ki modelin belki en dürüst parçası bu.
Yani doğru soru "pratik mi, yetenek mi" değil. Doğru soru şu: bu çocuğun elindeki hammadde ne, ve o hammaddenin işlenebilmesi için hangi katalizörler eksik? Yaratıcılık söz konusu olduğunda en sık eksik olan katalizör, benim gözlemimle, zaman ve izin.
Evde ne yapmalı: ebeveyn için pratik adımlar
- Açık uçlu soruların oranını artırın. Günde birkaç kez tek doğru cevabı olmayan bir soru sorun. "Bu su şişesiyle kaç farklı şey yapılabilir?" gibi. Amaç doğru cevap almak değil, zihni ıraksak moda sokmak. Bu, kas çalıştırmaya benzer.
- Miktarı önce, kaliteyi sonra isteyin. Akıcılık ölçülen bir boyut, çünkü çok fikir üreten zihin iyi fikre daha çok rastlıyor. "En iyi fikrini söyle" yerine "on fikir bul, sonra seçelim" deyin. İlk fikirler genelde en sıradan olanlardır.
- Erken kapanmaya direnmeyi öğretin. Çocuk ilk makul cevabı bulunca "tamam, bitti" der. Siz "başka?" diye bir kez daha sorun. Asıl orijinal fikirler o "başka" sorusundan sonra geliyor, çünkü kolay olanlar tükenmiş oluyor.
- Kategori atlatın. Çocuk on fikir ürettiyse hepsini birlikte gruplayın: "Bunların yedisi aynı türden, hiç başka bir açıdan bakabilir miyiz?" Esneklik böyle gelişir, akıcılıktan farklı bir beceridir.
- Boş zamanı bir eksiklik olarak görmeyin. Yaratıcı düşünme programlanmamış zamanda ortaya çıkar. Takvimi tamamen doldurulmuş bir çocuğun ıraksak düşünmek için ne dakikası ne de zihinsel alanı kalır. Sıkılma, çoğu zaman yaratıcılığın giriş kapısıdır.
- Sanat dışı yaratıcılığı da fark edin. Kuralları değiştirilmiş bir oyun, bulaşık makinesini yeniden dizme yöntemi, bir tartışmada kurulan alışılmadık benzetme. Bunların hepsi yaratıcılık. Yalnızca resmi ve müziği alkışlarsanız çocuğa yaratıcılığın adresini yanlış gösterirsiniz.
- Fikri hemen değerlendirmeyin. "Olmaz, saçma" cümlesi ıraksak süreci anında kapatır. Üretme ile eleme farklı aşamalardır ve karıştırıldığında üretme kaybeder. Önce hepsini toplayın, elemeyi sonraya bırakın.
- Kendi başarısız denemelerinizi anlatın. Yaratıcılık, işe yaramayan fikirlere tahammül gerektirir. Çocuk sizin de yanlış fikirler ürettiğinizi görürse, yanlış fikir üretmenin utanç verici olmadığını öğrenir.
- Alan bilgisini ihmal etmeyin. 50 yıllık takibin hatırlattığı gibi, üretkenlik alan bilgisi de istiyor. Boşlukta yaratıcılık olmaz. Çocuğun ilgi duyduğu alanda derinleşmesine izin verin, malzemesi olmayan zihin yeni bileşim kuramaz.
- Değerlendirme istiyorsanız kapsamlı isteyin. Yalnızca zekâ testine bakan bir süreç yaratıcı yeteneği göremez. Farklı alanlardan ve bağlamlardan kanıt toplayan, gözlemi ve portfolyoyu da içeren bir değerlendirme talep edin.
Bugün akşam denenebilecek tek şey
Yemekte çocuğunuza sıradan bir nesne gösterin ve "bunun beş farklı kullanımını bulalım" deyin. Beşi bulunca durmayın, "başka?" diye sorun. Altıncı ve yedinci fikirlerin nasıl değiştiğine dikkat edin. İşte o değişimin adı ıraksak düşünme, ve her akşam beş dakikada beslenebiliyor.
Son söz: potansiyel bir tohumdur
Yaratıcılık konusunda ailelerin en sık yaptığı iki hata birbirinin zıddı. Birincisi, yaratıcılığı bir yetenek olarak hiç ciddiye almamak, "resim dersi işte" deyip geçmek. İkincisi, bir testte çıkan yüksek puanı bir kehanet gibi okumak ve çocuğun üstüne bir gelecek inşa etmek.
Araştırmaların işaret ettiği gerçek ikisinin arasında duruyor. Yaratıcı potansiyel gerçektir, ölçülebilir bir çekirdeği vardır ve kırk yıl sonrasına kadar iz bırakabilir. Ama potansiyel tek başına hiçbir şey üretmez. Onu yetkinliğe çeviren şey pratik, motivasyon, fırsat, alan bilgisi ve evet, biraz da şanstır. Bu listedeki maddelerin çoğunu evde besleyebilirsiniz.
Çocuğunuzun zihni bugün akşam yemeğinde de ıraksak düşünmeye hazır. Ona sadece tek doğru cevabı olmayan bir soru ve "başka?" diyecek kadar sabır gerekiyor. Ben Dr. Zeka, ve size şunu söyleyerek bitiriyorum: bir çocuğun aklına gelen en tuhaf fikri duyduğunuzda gülmeyin, not alın. Ben tam olarak orada yaşıyorum.
Çocuğunuzun yaratıcı ve zihinsel profilini bilimsel bir çerçevede değerlendirmek isterseniz, aile görüşmesi için randevu alabilirsiniz.
